Sabah servisle işe geliyorum. Kitabım ve müziğim eşliğinde servisi kaçırma stresinin bittiği, uyanmaya çalıştığım, güne kendimi hazırladığım dingin ama mutlu anlar.... Kelime oyunları ve okuduğun zaman...
Bir doz dost lazım... Dozaşımı durumlarda.. Behzat ç. vardı dün, eski dostumla oturup yarenlik etmişim gibi geldi.. Dialoglar ve arkada çalan Pilli bebek şarkıları aldı götürdü beni.. ...
İçi dışı bir olmak... hep doğru olan gibi öğretildi bize... ama içini dısarıya tutumlu verenlerden olmayı da öğrenmek gerek galiba... Ölmeden önce öğrenilmesi gerekenler listemin ilk sıralarında yer...
İlk dinlediğim de 'bu ne biçim şarkı' dedim.. Sonrasında, çok sevdiğim blog defdef'de tekrar rastladım onun şarkılarına.. Bu kez, 4/4 lük güllük gülistanlık ruh halimden çıkıp, kara sulara...
Bozuk bir köy yolu, fonda çalan bu şarkı... Otobüstekiler yarı uyanık yarı somurtkan.. Şarkı yüksek sesle çalsa, herkes ayağa kalksa hoplasa zıplasa. Otobüsten yollara insek.. Herkesin yüzünde gülen maskeler olsa.. Falan...
Yazamadığımız günlere inat ikinci yazımı yazıyorum bugün. Başta komsukaremle olmak üzere paylaşmadan duramayacağım bir blog keşfettim. Belki bir çoğunuz biliyorsunuz ya da Elif Şafak'ı takip...
Çok ara verdik bloğumuza, Ben tayin oldum Eskişehir'e geldim.. Ayrılışlar vedaların ardından yeni ortamı tanıma çalışmaları gitmeler gelmeler.. Hepsi bir curcuna ve koşturmaca içinde oldu.. Ve bu arada bloğumuz...